Anasayfa > Haberler
Çin'in Çin-ABD Ekonomik ve Ticari Müzakeleriyle ilgili Tutumu
2019/06/13

(Haziran 2019)

Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Konseyi Enformasyon Bürosu

 

Giriş

 

Çin-ABD ticari ilişkisi, iki ülkenin genel ilişkilerinde hem temel taşı hem de itici güç olarak hizmet görmektedir. Söz konusu olan iki halkın temel çıkarları ve dünyanın refah ve istikrarıdır.

Kalkınma aşamasındaki ve ekonomik sistemdeki farklılıklar göz önüne alındığında, iki ülkenin ticari işbirliklerinde fikir ayrılıkları ve sürtüşme yaşaması kaçınılmazdır. Çin-ABD ticari ve ekonomik ilişkilerinin tarihi zor durumlar, iniş-çıkışlar gördü. İki ülke, rasyonel ve işbirliğine dönük bir tutum benimseyerek, diyalog ve istişare yoluyla önceki sorunları çözmeyi, fikir ayrılıklarını azaltmayı ve ikili ticari ilişkiyi daha da olgunlaştırmayı başardı.

2017'de yeni ABD yönetimi iktidara geldikten sonra, ek gümrük vergileri ve diğer önlemler ile ana ticaret ortaklarını tehdit ederek sık sık ekonomik ve ticari anlaşmazlıkların yaşanmasına neden oldu. ABD tarafından Mart 2018'den bu yana tek taraflı olarak başlatılan ekonomik ve ticari anlaşmazlığa yanıt olarak Çin, kendi milletinin ve halkının çıkarlarını savunmak için güçlü önlemler almak zorunda kaldı. Aynı zamanda öteden beri diyalog ve istişare yoluyla anlaşmazlıkları çözme yaklaşımı izleyen Çin, ikili ticari ilişkileri dengelemek amacıyla ABD ile çok sayıda ekonomik ve ticari müzakerelerde bulundu. Çin’in tutumu tutarlı ve açıktır: işbirliği iki ülkenin çıkarlarına hizmet eder, çatışma her iki tarafa da sadece zarar verir ve işbirliği her iki taraf için de tek doğru seçenektir. Ekonomik ve ticari anlaşmazlıklarına ve sürtüşmelerine ilişkin olarak Çin, çözüm bulmak, karşılıklı yarar ve ortak kazanca dayalı bir anlaşmaya varmak için ABD ile birlikte çalışmaya isteklidir. Ancak, işbirliğinin ilkelere dayanması gerekir. Müzakerelerde kırmızı çizgiler vardır. Çin, temel prensip konularından ödün vermeyecektir.

 

1. ABD tarafından Çin’e karşı kışkırtılan ekonomik ve ticari anlaşmazlık hem iki ülkenin hem de dünyanın çıkarlarına zarar veriyor.

 

“Önce Amerika” politikası izleyen mevcut ABD yönetimi dış ülkelere karşı bir dizi tek taraflı ve korumacı önlemler aldı, durup dururken gümrük vergilerini bir silah olarak kullanmaya başladı ve diğer ülkeleri çıkarları doğrultusunda kendi taleplerini kabul etmeye zorladı.

ABD ve Çin’in ekonomik yapıları ve kalkınma aşamalarındaki özellikleri ve aynı zamanda sanayi zincirindeki uluslararası işbölümünü görmezden gelen ABD, Çin’in sözde “adil ve eşit olmayan ticaret politikaları izlemesinin ABD’nin Çin ile olan ikili ticaretinde açık vermesine ve zarar görmesine neden olduğu”nda ısrar ediyor ve Çin’e karşı tek taraflı ek gümrük vergileri uyguluyor. Aslında, ekonomik küreselleşmenin yaşandığı bu çağda, Çin ve Amerikan ekonomileri yüksek derecede bütünleşmiş ve birlikte tam bir sanayi zinciri oluşturmuştur. İki ekonomi, ortak yaşam, karşılıklı yarar ve kazan-kazan doğasında birbirine bağlıdır. Ticaret açığı vermeyi zarar görmek ile eşitlemek bir hatadır. ABD’nin Çin’e dayattığı ticareti kısıtlayıcı önlemler Çin için de ABD için de ve tüm dünya için de yararsızdır.

(1)ABD’nin dayattığı gümrük vergileri önlemleri başkalarına zarar verir ve kendi yararına da değildir.

ABD yönetiminin ABD'ye ihraç edilen Çin mallarına ek gümrük vergileri uygulaması, ikili ticaret ve yatırım işbirliğini engelliyor, iki ülkede ve dünyadaki pazar güvenini ve ekonomik istikrarı olumsuz etkiliyor. ABD’nin gümrük vergisi tedbirleri, Çin’in ABD’ye ihracat hacminin azalmasına neden olmuş ve 2019’un ilk dört ayında geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 9,7 azalmıştır. Ayrıca, Çin, ABD’nin gümrük vergisi zamlarına karşı önlem olarak ek gümrük vergileri koymak zorunda kaldığından, ABD’nin Çin’e ihracatı da art arda sekiz ay düşmüştür. Çin-ABD ticari anlaşmazlıklarının getirdiği belirsizlik her iki ülkedeki şirketleri de yatırım konusunda daha tereddütlü hale getiriyor. Çin’in ABD’deki yatırımları düşmeye devam ediyor. ABD’nin Çin’deki yatırımlarındaki büyüme hızı da belirgin bir biçimde yavaşladı. ABD’deki Çinli şirketlerin doğrudan yatırımları 2018'de bir önceki yıla göre %10 düşüşle 5.79 milyar ABD dolar olmuştur. 2018’de, Çin’e yapılan ödenmiş ABD yatırımları, 2017’deki yüzde 11’lik artışla karşılaştırıldığında yıllık bazda yüzde 1,5 artarak 2,69 milyar ABD dolar olarak gerçekleşti.

(2)Ticaret savaşı “Amerika’yı yeniden büyük yapmadı”

Vergi önlemleri Amerika’nın ekonomik büyümesini hızlandırmadı. Tam tersine, Amerikan ekonomisine ciddi zarar verdi.

İlk olarak, vergi önlemleri ABD şirketleri için üretim maliyetlerini önemli ölçüde artırdı. Pek çok Amerikalı üretici Çin’in hammaddelerine ve ara mallarına bağlıdır. Bu üreticiler, kısa vadede iyi bir tedarikçi bulmak zor olduğu için gümrük vergisi zammının masraflarını da üstlenmek zorunda kalacaklardır.

İkincisi, vergi önlemleri ABD’de yerel fiyat artışlarına yol açmaktadır. Çin’den ucuz ve kaliteli tüketim malları ithalatı, ABD’deki uzun vadeli düşük enflasyonun arkasında kilit bir faktördür. Ek vergiler uygulandıktan sonra, Çin ürünlerinin nihai satış fiyatı arttı ve Amerikalı tüketiciler vergi maliyetlerini bilfiil karşılamak durumunda kaldı.

Üçüncüsü, vergi önlemlerinin ABD ekonomik büyümesi ve halkın geçimi üzerinde olumsuz etkisi vardır. ABD Ticaret Odası ve Rodyum Grubu tarafından Mart 2019’da hazırlanan ortak bir rapor, Çin-ABD ticari anlaşmazlıklarının etkisiyle ABD’nin GSYİH’sinin 2019’da ve önümüzdeki dört yılda, ABD’nin toplam GSYİH’sinin yüzde 0.3-0.5’ine tekabül eden, yılda 64-91 milyar ABD doları azalabileceğini göstermiştir. Amerikalı bir düşünce kuruluşu olan Trade Partnership tarafından Şubat 2019’da yayınlanan bir araştırma raporuna göre, eğer ABD ithal edilen tüm Çin mallarına % 25 ek vergi koyarsa, ABD’nin GSYH’si 2.16 milyon iş kaybıyla 4 kişilik bir aile için yıllık 2,294 ABD doları ek yük getirerek yüzde 1.01 azalacaktır.

Dördüncü olarak, vergi önlemleri ABD’nin Çin’e ihracatı önünde engellere neden oluyor. 2009’dan 2018’e kadar olan on yılda ABD’nin Çin’e ihracatı 1,1 milyondan fazla işi destekledi. ABD’nin kırk sekiz eyaleti, son on yılda Çin’e mal ihracatını artırdı ama ekonomik ve ticari anlaşmazlıkların kötüye gitmesiyle yalnızca 16 eyalet Çin’e mal ihracatını artırabildi. Otuz dört eyalet, Çin’e daha az mal ihraç etti. Vergi önlemlerinden etkilenen Amerikan tarım ürünlerinin Çin’e ihracatı, soya fasulyesinde yüzde 50'lik bir düşüş dahil, yüzde 33,1 azaldı.

(3)ABD’nin ticari zorbalığı tüm dünyaya zarar vermiştir.

ABD’nin aldığı bir dizi korumacı tedbirler, Dünya Ticaret Örgütü’nün kurallarına aykırılık oluşturmakta, çok taraflı ticaret sistemine zarar vermekte, küresel sanayi zinciri ve tedarik zincirine büyük engel olmakta, piyasa güvenini zedelemekte, dünya ekonomisinin düzelmesi için büyük zorluklar getirmekte ve ekonomik küreselleşme için ciddi tehditler teşkil etmektedir.

Birincisi, çok taraflı ticaret sisteminin inanılırlığı zarar görmektedir. ABD kendi ulusal hukukuna dayanarak tek taraflı olarak Section 201, Section 232, Section 301 gibi soruşturmalar açmış ve gümrük vergilerini arttırmıştır. Bu, en fazla gözetilen ulus kaydı ve bağlayıcı tarife gibi Dünya Ticaret Örgütü’nün en temel ve önemli kurallarına ciddi aykırılık oluşturmaktadır.

İkincisi, küresel ekonominin büyümesi tehdit edilmektedir. ABD Hükümeti, ticari anlaşmazlıkları büyüterek gümrük vergilerini artırdıktan sonra ilgili ülkeler gerekli tedbirler almak zorunda kalmıştır. Bunun sonucunda küresel ekonomik düzende kargaşa oluşmuş, dünya ekonomisinin yeniden düzelmesi engellenmiş, çeşitli ülkelerdeki şirketlerin gelişimi ve halkların refahı olumsuz etkilenmiş ve dünya ekonomisi bir resesyon tuzağına düşürülmüştür.

Üçüncüsü, küresel sanayi zinciri ve tedarik zinciri bozulmaktadır. Hem Çin hem ABD, küresel sanayi zinciri ve tedarik zincirinin önemli birer parçasıdır. ABD’nin Çin’den ithal edilen ürünlere daha fazla gümrük vergisi koymasının mağduru, ABD’li şirketler de dahil Çinli şirketlerle işbirliği yapan çok sayıda çok uluslu şirketlerdir. Gümrük vergileri artırma tedbirleri tedarik zincirinin maliyetlerini kasıtlı olarak yükselterek tedarik zincirinin istikrarı ve güvenliğini etkilemektedir.

 

2. ABD, Çin ile yapılan ticaret müzakerelerinde tutarsız davranıyor ve verdiği sözleri tutmuyor.

 

Çin ve ABD arasındaki ticaret müzakerelerine Şubat 2018’de başlandıktan sonra çok büyük bir mesafe kaydedilmiştir. İki ülke çoğu konularda mutabakata varmıştır. Müzakerelerde birkaç defa iniş çıkış yaşanmış, her iniş çıkışın nedeni ABD’nin mutabakatları bozması, sözlerini tutmaması olmuştur.

(1) ABD’nin ilk defa verdiği sözü tutmaması

2018 yılında Şubat ayının başlarında Çin ve ABD birkaç tur üst düzey ticaret müzakeresi yaparak ticaret dengesizliği gibi konularda kapsamlı görüş alışverişinde bulunmuş ve ABD’den tarım ve enerji ürünleri ithalatının artırılması hakkında ilk mutabakata varmışlardır. 22 Mart 2018 tarihinde ABD Hükümeti, Çin’e karşı sözde 301. Madde Soruşturması Raporu’nu yayınlayarak fikri mülkiyeti çalma ve zorla teknoloji transferi yaptırma gibi gerçek dışı gerekçelerle Çin’i suçlamış ve buna dayanarak Çin’den ithal edilen 50 milyar dolarlık ürünlere %25 ek gümrük vergisi uygulayacağını iddia etmiştir.

(2) ABD’nin ikinci defa verdiği sözü tutmaması

19 Mayıs 2018 tarihinde Çin ve ABD iki tarafın ticaret savaşına girmeyeceği konusunda anlaşarak bir ortak bildiri yayınlamıştır. ABD, Çin’e karşı ek vergi uygulama planını durdurduğunu açıklamıştır. 29 Mayıs 2018 tarihinde ABD Hükümeti, kendi ülkesindeki iş dünyasının ve vatandaşların muhalefetine rağmen iki tarafın ortak bildiriyi yayınlamasının üzerinden sadece 10 gün geçmesinden sonra sağlanan mutabakatı bozarak Çin’e ek vergi uygulama planını sürdüreceğini bildirmiştir.

(3) ABD’nin üçüncü defa verdiği sözü tutmaması

1 Aralık 2018 tarihinde Çin ve ABD’nin liderleri Arjantin’deki G20 Liderler Zirvesi sırasında yapılan görüşmede ikili ekonomik ve ticari konularda önemli mutabakat sağlayarak karşılıklı olarak yeni ek vergi uygulamayı durdurma ve 90 gün içinde müzakereleri hızlandırarak tüm ek vergilerin kaldırılması için çaba gösterme konusunda anlaşmışlardır. Bunu müteakip 90 gün içinde Çin ve ABD’nin teknik ekipleri Beijing ve Washington’da üç tur üst düzey müzakere yaparak Çin ve ABD Ticaret Anlaşması’nın birçok ilkesi üzerinde ilk mutabakata varmıştır. 2019 yılında Mart ayının sonundan Nisan ayının sonuna kadar iki ülkenin teknik ekipleri arasında üç tur üst düzey müzakere yapılarak somut bir gelişme sağlanmıştır. İki ülke, çoğu konuda mutabakata varmıştır.

Buna rağmen, ABD Hükümeti’nin haddini bilmeyerek şansını zorlaması, zorbaca tavır ve aşırı baskı yöntemiyle akıl almaz zor şartlarda, ticaret anlaşmazlığı başladıktan sonra uygulanan tüm ek vergilerin kaldırılmamasında ve anlaşmada Çin’in egemenliği ile ilgili zorlayıcı şartların yazılmasında ısrar etmesi iki tarafın geri kalan fikir ayrılıklarını bir türlü çözememesine neden olmuştur. 6 Mayıs 2019 tarihinde ABD sorumsuzca Çin’in geri adım attığını söylemiş ve 10 Mayıs’tan itibaren Çin’in ABD’ye ihraç ettiği 200 milyar dolar tutarında ürüne uygulanan ek vergi oranını %10’dan %25’e çıkarmıştır. Bu, Çin ve ABD arasındaki ticaret müzakerelerine ciddi darbe vurmuştur.

(4) Çin ve ABD arasındaki ticaret müzakerelerine darbe vurulmasının tüm sorumlulukları ABD Hükümeti’nindir.

ABD Hükümeti’nin Çin’i müzakerelerde geri adım atmakla suçlaması tamamen asılsızdır. İki taraf arasındaki müzakereler devam ederken metnin içeriği ve bazı ifadeleri için değişiklik önerisinde bulunmak veya değişikliğe gitmek ticaret müzakerelerinde çok normal bir şeydir. ABD Hükümeti, geçen ondan fazla müzakere turunda taleplerini sürekli olarak değiştirmişti. Keyfi bir biçimde Çin tarafına geri adım attığı eleştirisi yöneltmesi çok sorumsuz bir davranıştır.

Çin, büyük resmi görerek Çin-ABD ticari ilişkilerini korumak amacıyla onbirinci müzakere için 9-10 Mayıs 2019 tarihleri arasında ABD’ye üst düzey bir heyet göndererek ABD ile diyalog yoluyla ticaret anlaşmazlıklarını çözme konusunda en büyük samimiyeti ve sorumlu yaklaşımını göstermiştir. Çin, ticaret anlaşmasının mutlaka eşit olması ve karşılıklı yarara dayanması gerektiğini ve Çin’in temel çıkarlarını ilgilendiren önemli ilkesel konularda asla taviz vermeyeceğini tekrar vurgulamıştır.

 

3. Çin müzakerelerde başından beri eşitlik, karşılıklı yarar ve dürüstlük ilkelerinde ısrar ediyor

 

Çin hükümeti, öteden beri ticaret savaşı ile tehdit ederek sürekli olarak gümrük vergilerini artırmanın ticaret anlaşmazlıklarının çözülmesine yarar getirmeyeceğini düşünmektedir. Çin ve ABD’nin, karşılıklı saygı, eşitlik ve karşılıklı kazanç ruhunun doğrultusunda iyi niyetli ve dürüst bir şekilde müzakere yoluyla sorunu çözmeleri, fikir ayrılığını küçültmeleri, ortak çıkarlarını genişletmeleri ve böylece küresel ekonominin istikrarını ve kalkınmasını muhafaza etmeleri gerekmektedir.

(1) Ticaret müzakereleri karşılıklı saygı, eşitlik ve karşılıklı yarar ilkesine dayanmalı

İki ülkenin ortak çıkarlarını ve küresel ticaret düzenini korumak amacıyla, Çin tarafı diyalog ve istişare yolunda ısrar ederek ABD tarafının hassasiyetlerine büyük sabır ve samimiyet ile cevap vermekte ve iki taraf arasındaki farklılıkları gidermek için tüm zorluklara rağmen etkili yöntem ve tedbirler ortaya koymaktadır. Müzakereler sırasında Çin tarafı, karşılıklı saygı ve karşılıklı çıkar ilkesi doğrultusunda her iki tarafın da kabul edebildikleri bir anlaşmaya varmak için çaba sarf etmektedir.

(2) Ticaret müzakerelerinde aynı yöne adım atılmalı ve dürüstlük temel olmalıdır

Çin hükümeti, ticaret müzakerelerinin sorunun çözümünü bulmak için etkili bir yol olduğunu düşünmektedir. İlgili taraflar sadece iyilik besleyerek karşı tarafın duruşunu anlamakla müzakerelerin başarısı için fırsat yaratabilmektedir. Yoksa uzun vadeli ve etkili bir anlaşmanın temeli oluşturulamamakla birlikte sürdürülebilir ve yürürlüğe getirilebilir bir anlaşmaya varılamamaktadır.

Başından beri dürüstlüğü zemin olarak gören Çin hükümeti, ABD hükümetiyle müzakereleri büyük samimiyetle yürütmektedir. Yapılan üst düzey ticaret müzakerelerinin 11 turunda önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Müzakerelerin sonuçları, hem Çin hem de ABD'nin çıkarına uymaktadır. Bu, müşterek ve karşılıklı çabaların sonucudur.

(3) Çin ilkesel konularda asla taviz vermeyecektir

Her ülkenin kendi ilkeleri vardır. Önemli ilkesel konularda Çin asla taviz vermeyecektir. Her iki taraf, ülke gelişmesinin farklılığı ve aşamalılığını görmeli ve kabul etmelidir. Karşı tarafın gelişme yolu ve temel sistemine saygı göstermelidir. İki tarafın tek bir anlaşmaya varılması suretiyle mevcut tüm sorunların çözüleceğini beklememeleri gerekmektedir ve nihai anlaşmanın iki ülkenin taleplerini de karşılaması, anlaşmada bir denge sağlanması gerekmektedir. Çin herhangi bir baskıya boyun eğmeyecektir ve her türlü zorluğu göğüslemeye hazırdır. Çin'in müzakere kapısını daima açık tutmanın yanı sıra, gerekli halde savaştan da kaçınmayacaktır.

(4) Hiçbir meydan okuma Çin'in ilerlemesini engelleyememektedir

Çin’in kalkınması sorunsuz ve pürüzsüz olmaz. Her türlü kriz ve meydan okumanın karşısında Çin'in zorlukları göğüsleyerek krizi fırsata dönüştürme konusunda güveni tam olmaktadır.

Durum nasıl değişirse değişsin, Çin kendi işlerine odaklanmakta ısrar etmektedir. Çin'in iç pazarının talebi çok olmakla birlikte arz tarafı yapısal reformunun geliştirilmesi ürünlerin ve işletmelerin rekabet güçlerini yükseltmektedir. Çin, ekonominin sürekli ve sağlıklı gelişmesi gidişatını koruyabilmektedir. Çin'in ekonomi vizyonu çok iyimserdir.

Çin, reform ve dışa açılmayı derinleştirmeye devam edecektir. Çin'in dışa açılan kapısının kapanması söz konusu olmayıp bu kapı daha da geniş açılacaktır. Daha açık bir Çin, dünya ile daha olumlu bir şekilde temasta bulunarak daha gelişmiş ve müreffeh bir Çin ve dünya sunacaktır.

 

Sonuç

 

İşbirliği, Çin ve ABD için tek doğru seçenek olup, sadece çifte kazanç ruhu ile daha aydınlık bir geleceğe gidilir. Çin ve ABD arasında çifte kazanca dayalı bir anlaşmaya varılması, iki ülkenin de çıkarına uyacağı gibi, tüm ülkelerin ortak arzusu olmaktadır. ABD'nin Çin ile aynı yöne adım atarak karşılıklı saygı, eşitlik ve karşılıklı çıkar ruhu doğrultusunda ticari anlaşmazlıkları kontrol etmesi, Çin ile birlikte koordinasyon, işbirliği ve istikrar temelli Çin-ABD ilişkilerini ilerletmesi, böylece hem iki ülke hem de tüm dünya halklarının refahını artırmasını arzu ederiz.

Arkadaşlara tavsiyeler:   
Yazdir