Anasayfa > Haberler
Çin Ankara Büyükelçiliği Sözcüsü'nün Abdurrehim Heyit ve diğer konularındaki açıklaması
2019/02/11

10 Şubat tarihinde Çin Ankara Büyükelçiliği Sözcüsü, Abdurrehim Heyit, Çin’in millet ve din politikası, Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’ndeki eğitim merkezleri hakkında açıklamalarda bulundu. Sözcü, “Türk tarafının Abdurrehim Heyit hakkındaki iddiasının hiçbir dayanağı yoktur. Yapılan tespitlere göre şahıs, 57 yaşında bir Uygur erkektir ve Xinjiang Şarkı ve Dans Grubu’nun eski oyuncusudur. Şahsın şu anki sağlık durumu iyi ve Türk tarafının öldüğüne dair iddiası gerçek dışıdır.” dedi.

Büyükelçilik Sözcüsü şöyle devam etti: Çin’in Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’ndeki eğitmi merkezleri “toplama kampları”değildir. Terör ve aşırıcılık tüm insanlığın ve dünya ülkelerinin yüz yüze geldiği ortak tehdit ve düşmandır. Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi, kendi durum ve koşullarına uygun biçimde hem terör ve aşırıcılığa darbe indirmek hem de bunları önlemekte ısrar ederek yasal çerçevede mesleki eğitim merkezleri kurarak çeşitli eğitim ve yardım programları aracılığıyla hukuka aykırı davanışlarda bulunmuş veya hafif suçlar işlemiş kişilerin çoğunu mümkün olduğunca dayanışma ruhu içinde ıslah etmekte ve kurtarmakta, bu şekilde bu kişilerin terör ve aşırıcılığın yeni mağdur ve kurbanları olmalarının önüne geçmektedir.

Dün, merkezlerin ana programlarının "üç öğrenme ve bir giderme" olarak özetlenen “ulusal dili, hukuki bilgileri ve mesleki becerileri öğrenme ve aşırıcılığı giderme”den oluştuğu hakkında bilgi vermiştim. Tüm merkezlerde ortak eğitim müfredatı uygulanmakta, aynı ders kitapları ve sistemleri kullanılmaktadır. Ayrıca kursiyerlerin şartlarına göre belli standart ve kriterler altında farklı kişiselleştirilmiş eğitim programları da verilmektedir.

Merkezlerde Çin Anayasası ve ilgili yasalara sıkı sıkıya bağlı kalınarak kursiyerlerin temel insan hakları ve onurları korunmaktadır. Eğitim merkezlerinde görev yapan öğretmenler ve çalışanların kursiyerlerin onurunu kırıcı davranışlarda bulunması veya onlara şiddet uygulaması yasaklanmıştır. Kursiyerlerin kişisel özgürlüğünün korunmasına da büyük önem verilmektedir. Yatılı okul şeklinde kurulan bu merkezlerde ilgili kurallar gereğince kursiyerler haftada bir kez izne çıkabilmekte ve ailelerinin yanına dönebilmektedirler. Özel durumlarda da kursiyerlerin izin alarak evlerine dönmeleri mümkün olmaktadır. Kursiyerler ayrıca görüntülü görüşme veya telefon yoluyla yakınlarıyla temas kurabilmekte ve yakınları kendilerini ziyaret ettiğinde onlara da konaklama imkânı sağlanmaktadır.

Türkiye'deki medya kuruluşlarından temsilciler 9-16 Ocak 2019 tarihlerinde Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’ne gelerek mesleki eğitim merkezlerini ziyaret etmiş ve bu merkezler hakkında etraflıca bilgi almışlardır. Ziyarette bulunan bir Türk basın mensubu "Mesleki eğitim merkezleri hakkında farklı şeyler söyleniyor, bazıları bunun bir asimilasyon politikası olduğunu iddia ediyorlar. Ama dün röportaj yaptığım bütün kursiyerler, yaşamlarından ve eğitim merkezlerinin şartlarından memnun olduklarını belirttiler. Ziyaret sayesinde, Çin hükümetinin terör ve aşırıcılıkla mücadele konusunda ne kadar net bir stratejiyi ortaya çıkardığını ve izlediğini gördüm. Bu strateji teröre darbe indirme, ekonomiyi kalkındırma, halkın yaşam seviyesini yükseltme ve eğitimi güçlendirme gibi birbirini tamamlayan bir dizi tedbirlerden oluşuyor. Bu strateji çok akıllıca ve bundan Türkiye dahil tüm dünya ülkelerinin örnek alması gerekiyor." diye konuşmuştu. Bir başka Türk basın mensubu da hemfikir olduğunu ifade ederek şunları eklemiştir: "Batı medyası Xinjiang hakkında çok olumsuz haberler yapıyor. Bu haberlerden biri ise 'toplama kampları'. Bazı kişilerin işkence gördüğünü iddia ediyorlar. Ben de aynı önyargıyla buraya geldim. Ancak bu ziyaret sayesinde ön yargılarım tamamen kırıldı. Gördüğüm eğitim merkezinde kursiyerler bir yandan rehabilitasyon hizmeti alıyor, diğer yandan kendilerini geliştiriyorlar. Böylece ahlaklı ve düzgün bir insan olabilirler. Kısacası, buradaki atmosfer çok olumlu, kursiyerler topluma yeniden kazandırılıyorlar. Burası Müslümanlar için umut dolu bir yerdir."

Özetleyecek olursak, Türkiye Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü’nün sözde "Mesleki eğitim merkezlerinin toplama kampları olduğu", "Uygurlara yönelik olarak planlı bir şekilde yapılan etnik temizlik olduğu", "insan haklarının ciddi bir şekilde ihlal edildiği" ve "yakınları ile iletişimlerinin kesildiği" iddiaları tamamen asılsız ve çarpıtmadır.

Sözcü sözlerini şöyle sürdürdü: Çin’in din politikası tamamen doğrudur. Çin’in din politikasının temel ilkeleri, din ve inanç özgürlüğünün tüm yönüyle uygulanması, din işlerinin hukuk çerçevesinde yönetilmesi, bağımsız olma ve kendi imkanlarına dayanmakta ısrar edilmesi ve dinlerin sosyalist toplumla olumlu çabalarla uyumlaştırılmasından oluşmaktadır. Tarih göz önünde bulundurulduğunda dinlerin içinde bulunduğu toplumlarla uyumlaşması dinlerin hayatta kalması ve gelişmesinin eğilim ve kuralıdır. Dinlerin Çin ile uyumlaştırılmasında ısrar etmek için sosyalizmin ana değer yargıları ile din adamlarını ve dini inancı olan vatandaşları, eğitim vererek yönlendirmek, farklı dinlerin kendi temel inançları, doktrinleri ve protokol kurallarını sürdürürken doktrinlerinden toplumsal uyum, çağın gelişmesi ve medeniyete yarayacak içerikleri derinlemesine arayarak doktrinler için çağdaş Çin’in gelişmesi ve Çin’in seçkin gelenekleri ve kültürlerine uygun biçimde açıklamalar yapmalarını desteklemek gerekmektedir.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü’nün "Çin’in tüm dini inançlara yönelik olarak asimilasyon politikası izlediği" iddiası dinlerin gelişme kurallarına aykırılık oluşturmakta, dinlerin Çin ile uyumlaştırılmasını çarpıtmakta ve Çin’deki dinlerin gerçek durumlarına uymamaktadır.

Arkadaşlara tavsiyeler:   
Yazdir