Anasayfa > Haberler
Çin Ankara Büyükelçiliği Sözcüsü'nün Türkiye Dışişleri Bakanlığı Sözcüsünün 9 Şubat Tarihli Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi ile İlgili Açıklaması Hakkında Gazetecilerin Sorularına Verdiği Cevaplar
2019/02/10

Birinci Soru:Türkiye Dışişleri Bakanlığı sözcüsü 9 Şubat tarihindeki açıklamasında Çin hükümetini Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nde “toplama kampları” kurmak ve bir milyondan fazla Uygur vatandaşını tutuklamakla suçladı. Çin tarafı bunu nasıl cevaplandıracak?

Cevap:Türkiye Dışişleri Bakanlığı sözcüsünün ilgili açıklamaları tamamen gerçek dışıdır. Çin tarafı buna şiddetle karşı çıkmaktadır.

20. yüzyılın 90’lı yıllarından itibaren, Çin’in içinde ve dışında bulunan “üç şer güç” (etnik bölücülük, dini aşırıcılık, şiddet ve terör), Çin’in Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nde binlerce şiddet ve terör olayı planlayıp düzenleyerek çok sayıda masum vatandaşın hayatını kaybetmesine, yüzlerce polisin şehit düşmesine ve sayılamayacak kadar mal kaybına yol açmıştır. Bu teröristlerin bu vahim suç eylemleri, sadece Xinjiang’nın huzurunu ve dayanışmasını bozmakla kalmayıp aynı zamanda Xinjiang’daki tüm etnik gruplara mensup vatandaşların yaşam, sağlık, mülkiyet ve gelişme hakları gibi temel insan haklarını da zedelemiştir.

Çin hükümeti, uluslararası toplumun terörle mücadele konusundaki tecrübelerine dayanarak, kendi ülkesinin durum ve koşullarına uygun biçimde, terör ve aşırıcılıkla mücadele çalışmalarını derinlemesine sürdürmektedir. Mesleki eğitim merkezleri kesinlikle Türk tarafının ifade ettiği gibi “toplama kampları” değillerdir. Mesleki eğitim merkezlerinin en önemli hedefi, terör ve aşırıcılıkla mücadeledir; ana programları “üç öğrenme ve bir giderme” olarak özetlenen bu merkezlerin amacı ulusal dili, hukuki bilgileri ve mesleki becerileri öğrenme ve aşırıcılığı gidermedir. Herhangi bir ülkenin vatandaşlarının kendi ülkesinin ulusal dilini öğrenmesi gerektiği gibi Çin vatandaşları da Mandarin Çincesi bilmelidirler. Hiçbir ülkede hukuk göz ardı edilmemeli ve yok sayılmamalıdır. Mesleki beceriler olmazsa istihdam edilmek zorlaşır ve işsizlik yoksulluğa yol açar, böyle bir durum aşırıcı düşüncelerin yayılması için zemin oluşturur. Bu herkesin malumudur.

Mesleki eğitim merkezleri kurulduktan sonra Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nde 25 aydır herhangi bir şiddet ya da terör olayı meydana gelmemiş ve güvenlik durumu büyük oranda iyileşmiştir. 2017 yılında Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi toplamda 100 milyondan fazla yurtiçinden ve yurtdışından gelen turisti ağırlamış ve bu rakam geçen yıla göre %32 oranında artmıştır. 2018 yılındaki turist sayısı ise yaklaşık %50 oranında artarak 150 milyonu aşmıştır. Bu rakamlar Xinjiang’ın ne kadar güvenli ve istikrarlı bir yer olduğunu açıkça göstermektedir.

Mesleki eğitim merkezleri dışa açıktır. 12 ülkenin Beijing büyükelçileri ve Türkiye de dahil birçok ülkenin gazetecileri Xinjiang’a davet edilerek mesleki eğitim merkezleri de dahil çeşitli yerleri ziyaret etmişlerdir. Maalesef, Xinjiang’dan dönen gazetecilerin yazdıkları nesnel haberler bazıları tarafından ihmal edilmiştir. Bu tür davranışlar için sadece ön yargılı veya art niyetli oldukları yorumunu yapabilirim.

Hem Çin hem Türkiye terörle mücadelede ciddi durumlarla karşı karşıya bulunmaktadır. Terörle mücadele konusunda çifte standartların uygulanmasına karşı çıkmaktayız. Türk tarafının Çin tarafının terör ve aşırıcılıkla mücadele için yasal çerçevede aldığı etkili önlemleri ve gösterdiği çabaları doğru biçimde anlayacağını, asılsız eleştirilerini geri alarak kötü etkilerini yok etmek için önlem alacağını ümit ediyoruz.

İkinci Soru: Türkiye Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, Çin hükümetinin Uygurlar ve diğer Müslüman toplulukların etnik, dini ve kültürel kimliklerini tasfiye etmeye çalıştığını ve Uygurların insan haklarını ciddi biçimde ihlal ettiğini belirtti. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Cevap: Söz konusu iddialar gerçeğe tamamen aykırıdır. Çin tarafı bunu kesinlikle kabul etmemektedir.

Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’ndeki tüm etnik gruplara mensup halklar, yasal çerçevede yeterince din ve inanç özgürlüğüne sahiptir. Hukuki garanti altında herhangi bir dine inanıp inanmamaya vatandaşlar kendileri özgürce karar verebilir ve hiçbir makam, örgüt ya da kişi tarafından kendisine müdahale edilemez. Halihazırda Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nde 25 bin cami, kilise, tapınak gibi dini mekan bulunmakta, bunun içinde ise 24.4 bin cami, 29 bin din görevlisi ve 8 din okulu yer almaktadır. Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nin toplam nüfusu 24.4 milyonken Müslüman nüfusu 13 milyondur, bu her 530 Müslümana bir cami düştüğü anlamına gelmektedir. Açıklanan verilere göre Türkiye’nin nüfusu 82 milyon, cami sayısı ise 90 bindir ve bu ortalama olarak her 910 kişiye bir cami düşmesi demektir.

Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’ndeki tüm etnik gruplara mensup halklar, kendi dilini kullanma hakkına sahiptir. Çin’in Anayasası ve Etnik Bölge Özerklik Kanunu’na göre, her etnik grup serbestçe kendi dilini kullanabilir. Ulusal Halk Kongresi ve Siyasi Dayanışma Toplantısında Uygurca ve Kazakça simultane tercüme hizmeti sunulmaktadır, her etnik gruba mensup vatandaş kendi dili ile dava ve seçim işlerine katılabilir. Xinjiang’daki televizyon ve radyo kuruşlarında Mandarin Çincesi ve Uygurca gibi birçok dilde yayın yapılmaktadır. Xinjiang’da üniversitelere geçiş sınavlarında Mandarin Çincesi, Uygurca, Kazakça gibi 5 dil kullanılmaktadır.

Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’ndeki tüm etnik gruplara mensup halkların kültürel hakları kanunlar tarafından korunmakta ve saygı gösterilmektedir. Kaşkar’daki Eyitkar Camisi dahil olmak üzere toplam 109 dini ve kültürel miras Çin’in öncelikli olarak korunan kültürel siteler listesine alınmış ve merkez hükümeti tarafından bütçe ayrılarak onarılmıştır. Çin hükümeti destek vererek kaybolma riski taşıyan KUTADGU BILIG ve DIVANÜ LUGATI-TÜRK gibi tarihi eserleri kurtarmıştır. Uygurların Mumkam sanatı ve Kırgızların MANAS DESTANI gibi eserleri UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kütürel Mirası Temsili Listesine alınmıştır.

Çin hükümeti, Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’ndeki bütün etnik grupların temel haklarını korumaya öteden beri büyük önem vermektedir. Vurgulanmak gerekir ki, yaşama hakkı en temel insan hakkıdır. Terör ve şiddet düşünceleri Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nin güvenliğini ciddi şekilde tehdit etmektedir ve yerel halkın temel insan haklarını zedelemektedir. Çin hükümetinin teröre karşı aldığı tedbirler Uygurlar da dahil Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’ndeki bütün etnik gruplara mensup vatadaşalarımızın insan haklarını korumayı amaçlamaktadır.

Dolayısıyla, Çin hükümetinin Uygurların ve diğer Müslüman toplulukların etnik, dini ve kültürel kimliklerini tasfiye ettiği iddiaları tamamen asılsızdır.

Arkadaşlara tavsiyeler:   
Yazdir