中文 English İlgili Linkler Contact Us Ticaret Müsteşarlığı hakkında bilgi için lütfen burayı tıklayınız
    Anasayfa > Haberler
 
Çin Büyükelçisi Yu Hongyang'ın Dailysabah'a açıklaması
2016/08/30

1, Çin,15 Temmuz’da Türkiye’de yaşanan darbe girişimine nasıl bakıyor?

Türkiye, Çin’in dost ülkesi ve Ortadoğu’daki önemli bir ülkedir. Türkiye’nin devlet güvenliği ve istikrarını koruması Türk halkının çıkarlarına uygun olduğu gibi, bütün Ortadoğu bölgesinin barış ve kalkınmasının korunmasına ve ilerletilmesine de faydalıdır. Türkiye’de yaşanan darbe girişiminin üzerinden çok geçmeden, Çin Dışişleri Bakan Yardımcısı Zhang Ming, Çin hükümetinin temsilcisi olarak Türkiye’yi ziyaret ederek, Türkiye’nin son durumu, Çin-Türkiye ilişkileri ve her iki ülkeyi ilgilendiren uluslararası ve bölgesel konular üzerinde oldukça ayrıntılı görüş alışverişinde bulundu. Bu, Çin’in Türkiye ile olan ilişkilere verdiği büyük önemi ve Türk halkına duyduğu dostluğu göstermektedir.

2, 4-5 Eylül tarihlerinde G-20 Zirvesi Çin’de düzenlenecek. Bu zirvenin önemini nasıl değerlendiriyorsunuz?

G-20 Hangzhou Zirvesi, 4 ve 5 Eylül günlerinde yapılacaktır. G-20 Hangzhou Zirvesi, 2016 yılında Çin’in kendi evinde düzenleyeceği en önemli diplomatik çalışma ve son yıllarda Çin’in ev sahipliğindeki en üst düzey, en büyük ve en etkileyici uluslararası zirve olduğu için dünyadan yoğun ilgi çekmektedir. Zirveye G-20 üyeleri, konukları ve uluslararası örgütlerden temsilciler davet edildi. Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping zirveye başkanlık etmenin yanı sıra BRICS’in gayri resmi buluşması gibi etkinliklere de katılacaktır.

Hangzhou Zirvesi’nde 30’a yakın anlaşma sağlanarak tarihi bir rekor kırılması bekleniyor. Hangzhou Zirvesi, G-20 Grubu tarihinde en fazla gelişmekte olan ülkenin katılımıyla daha temsili ve kapsayıcı olma özelliği taşıyor. Bu arada, geri sayıma giren zirvenin hazırlık çalışmaları prüzsüz devam etmektedir. Bu zirvenin yükümlülüğünü yerine getirerek dünya halklarına sürprizler sunacağına ve dünyaya yeni ümitler vereceğine inanıyorum.

3, G-20 Hangzhou Zirvesi’nin hedeflerini anlatır mısınız?

Cumhurbaşkanı Xi Jinping çeşitli vesilelerde “yaratıcı, canlı, eşgüdümlü, kapsayıcı dünya ekonomisinin yapılanması” konusu altında “politikada eşgüdümün güçlenmesi”, “inovasyonla büyüme”, “daha verimli ekonomi ve finans yönetimi”, “güçlü ticaret ve yatırım”, “kapsayıcı ve bağlantılı kalkınma” ve “dünya ekonomisini etkileyen diğer belirgin sorunlar” gibi dikkat çekici konuları ele alacak ve uluslararası işbirliğine yön vermek için küresel ekonominin karşılaştığı en zor, en önemli ve en acil sorunlara odaklanacaktır.

Çin, diğer taraflarla ortak çaba göstererek Hangzhou Zirvesi vesilesiyle aşağıdaki hedeflere ulaşmayı amaçlıyor.

Birincisi, G-20 Grubu’nun yönlendirici rol oynayarak stratejik vizyon ve istekle dünya ekonomisine yön vermesi ve güç katması; ikincisi, uluslararası ekonomik işbirliğini güçlendirerek, karşılıklı yardımlaşma ruhuyla krizlerle mücadelede ortak çaba gösterilmesi ve dayanışma, açılma, kapsayıcılık ve işbirliği yönünde güçlü mesajlar verilmesi; üçüncüsü, yaratıcılıkla mekanizma inşası hızlandırılarak işbirliği platformu oluşturulmasının G-20 Grubu’nun krizle mücadelesinden uzun vadeli yönetime dönüştürülmesine güvence vermesi. Hangzhou Zirvesi’nin, zeka ve gücü birleştirerek dünya ekonomisinin büyümesine, uluslararası ekonomik işbirliğine ve küresel ekonomik yönetime yeni ümit ve güç katacağından eminim.

4, Çin-Türkiye ilişkileri uzun bir geçmişe sahipken, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin kuruluşundan bu yana ancak 45 yıl geçti. Çin-Türkiye ikili ilişkilerinin şu anki seviyesini nasıl değerlendirirsiniz? İkili ilişkileri ilerletmek için hangi alanlarda çalışmalar yapılmalıdır?

Çin ile Türkiye arasında ilişkiler uzun bir tarihe sahiptir. Son yıllarda iki ülkenin ortak çabalarıyla ikili ilişkilerde istikrarlı gelişmeler kaydedildi. 2010 yılında iki ülke arasında stratejik ortaklık ilişkilerinin oluşturulmasından sonra, üst düzey karşılıklı ziyaretler yoğunlaşırken, karşılıklı siyasi güven de sürekli artmaktadır. Özellikle 2015 yılında Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iki defa görüşmesi, ikili ilişkilerin gelişmesine stratejik kapsamlı bir planı belirledi. Bu yıl Çin ile Türkiye arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasının 45. yıldönümü kutlanacak. Bu, iki ülke arasındaki siyasi iletişim ve iki taraflı işbirliğinin güçlenmesi için güzel bir fırsat oluşturdu. Bu yılın Haziran ayında Çin-Türkiye Dışişleri Bakanlıkları Ortak Çalışma Grubu’nun dördüncü toplantısı Beijing’de gerçekleştirildi. Eylül ayında Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan G-20 Hangzhou Zirvesi’ne katılacak. Bunun dışında iki ülke arasındaki farklı üst düzey ziyaretler de planlanmaktadır.

Günden güne derinleşmekte olan siyasi ilişkiler temelinde, iki taraflı somut işbirliği istikrarlı şekilde ilerlemekte, kültürel değişim her geçen gün daha da yoğunlaşmakta, iki ülke bölgesel ve uluslararası işlerde iyi temasları ve işbirliğini sürdürmektedir. Türkiye İstatistik Kurumu’ndan edinilen verilere göre, 2015 yılında Çin ile Türkiye arasındaki ticaret hacmi 27,3 milyar dolara ulaştı. Çin, Türkiye’nin en büyük ithalat kaynağı ülkesi ve Çin de Almanya’nın ardından Türkiye’nin ikinci büyük ticaret ortağıdır. 2015 yılında, Türkiye’ye gelen yabancı turistlerin sayısında azalma görülmesine rağmen, Çinli turistlerin sayısı 310 bini aşarak, 2014 yılına göre yüzde 57 arttı.

Çin ve Türkiye, gelişmekte olan iki büyük ülke olarak, ikili ilişkileri güçlendirme, somut işbirliğini, kültürel değişimi, hükümet dışı temasları ve uluslararası işbirliğini güçlendirmede büyük potansiyele sahiptirler. Bu, sadece iki ülkenin kendi gelişmelerine değil, aynı zamanda bölgesel istikrarın korunmasına, hatta daha adil, daha akılcı yeni bir uluslararası siyasi ve ekonomik düzenin oluşturulmasına da faydalı olmaktadır.

5, Son yıllarda, Çin “Bir Kuşak-Bir Yol” projesini aktif bir şekilde sürdürmektedir. “Bir Kuşak-Bir Yol” hakkında bilgiler verebilir misiniz, özellikle bu projenin Türkiye-Çin ilişkilerine ne gibi etkileri oldu?

Bin yıllık tarihte, Çin ulusu, içinde Türkiye’nin de bulunduğu İpek Yolu güzergahında bulunan ülkelerle dostane temaslar sürdürerek, barışçıl işbirliği, açıklık ve hoşgörü, karşılıklı deneyimlerden öğrenme, karşılıklı yarara dayalı ortak kazanç gibi özellikleri taşıyan İpek Yolu Ruhu’nu oluşturmuştur. Çin’in ulusu yeniden canlandırdığı kritik dönemde ve küresel ekonomide derin ve karmaşık değişiklikler yaşandığı süreçte, Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping tarafından 2013 yılında ileri sürülen “Bir Kuşak-Bir Yol” düşüncesi, Çin ekonomisinin iç talebine cevap verirken, bölgedeki diğer ülkelerin açık, kapsayıcı, dengeli ve daha geniş kesimlerin faydalanabileceği bir bölgesel ekonomik işbirliği özlemine yönelik arzularıyla da örtüştü.

“Bir Kuşak-Bir Yol”, sistemli bir projedir. Bu projenin gerçekleştirilmesi sürecinde müzakere, ortak inşa ve paylaşım ilkelerinde ısrar edilecektir. Proje, politika, tesis, ticaret, finans ve halkların kalpleri arasında bağlantı kurmakla, somut işbirliğini kapsamlı şekilde ilerletmeyi amaçlıyor. Şu ana kadar, 100’den fazla ülke ve uluslararası örgüt projeye katıldı. Çin, 30’u aşkın ülkeyle “Bir Kuşak-Bir Yol”u birlikle inşa etmeyi amaçlayan işbirliği sözleşmelerini imzalarken, endüstriyel kapasite alanında 20’den fazla ülkeyle uluslararası işbirliğini gerçekleştiriyor. BM dahil uluslararası örgütler de projeye olumlu yaklaşım gösterdi. Bunun yanı sıra Asya Altyapı Yatırım Bankası ve İpek Yolu Fonu’nun temsil ettiği uluslararası finansal işbirliği devamlı olarak derinleşirken, etkili bir dizi sembol proje de tek tek yerine getirildi. “Bir Kuşak-Bir Yol” düşüncesinin ortaya konulmasından bu yılın Temmuz ayına kadar, Çin’in “Bir Kuşak-Bir Yol” projesine ilişkin ülkelere gerçekleştirdiği yatırım 51 milyar ABD dolarına ulaşarak, Çin’in aynı dönemde dışa yaptığı doğrudan yatırımın yüzde 12’sini oluşturdu.

Çin ve Türkiye, İpek Yolu uygarlığını yaygınlaştırma ve İpek Yolu ruhunu aktarma konusunda çok sayıda ortak noktaya sahipler. Türkiye çok erkenden Çin’in “Bir Kuşak-Bir Yol” çağrısına olumlu yanıt vermiştir. Türkiye Cumhurbaşkanı “Bir Kuşak-Bir Yol” inşasına aktif şekilde katılacaklarını belirtmiştir. 10 Nisan 2015’te, Türkiye Asya Altyapı Yatırım Bankası’na resmen üye olarak, bankanın 38. kurucu üye ülkesi oldu. Aradan bu yana geçen iki yılda Çin ve Türkiye “Bir Kuşak-Bir Yol” çerçevesinde politik kenetlemeyi gerçekleştirerek, ilgili projeleri istikrarlı bir şekilde ilerletmektedir. Çin ve Türk işletmelerinin işbirliğiyle Türkiye’nin başkenti Ankara’yı en büyük şehri İstanbul’a bağlayan Ankara-İstanbul hızlı tren demiryolunun ikinci etap projesi 25 Temmuz 2014’te başarıyla tamamlanıp hizmete girmiştir. Bu, Çin ve Türkiye’nin “Bir Kuşak-Bir Yol” çerçevesindeki işbirliğinin ilk başarılarından biridir.

İki lider geçen G-20 Antalya Zirvesi’nde Çin ile Türkiye arasında “Bir Kuşak Bir Yol” ile “Orta Koridor” girişiminin uyumlaştırılmasına dair muhtıranın imza törenine tanıklık ettiler. Bu girişim iki tarafın “Bir Kuşak Bir Yol” çerçevesi altında çeşitli alanlarda işbirliğini güçlendirmesine önemli politik destek veriyor. Yeni aşamada, Çin ve Türkiye iki ülke liderleri arasında varılmış olan fikir birliğini yerine getirmeyi hızlandırarak, “Bir Kuşak-Bir Yol” inşasını birlikte ilerletecek, somut işbirliğini derinleştirecek, iki ülke arasındaki stratejik işbirliği ilişkilerinin seviyesini yükselterek, iki ülke halkına fayda sağlayacak. Bunu gerçekleştirebilmek için şu konularda çalışmalar yapılmalıdır:

1, iki ülke arasında imzalanan “Bir Kuşak-Bir Yol”u birlikte inşa etmeyi amaçlayan memorandum yerine getirilerek, iki ülke arasındaki stratejik kenetlenme ve politik temasların güçlendirilmesi.

2, iki ülke arasındaki işbirliği için plan hazırlamak üzere iki hükümet arasında başbakan yardımcısı düzeyindeki işbirliği komitesi mekanizmasının bir an önce başlatılması; iki ülke arasındaki işbirliği alanlarının artırılması, işbirliği kanallarının genişletilmesi, işbirliği modeline yaratıcılık getirilmesi, ortak gelişme ve ortak refahın gerçekleştirilmesi.

3, İki ülke arasında büyük çaplı projelerdeki işbirliğinin hızlandırılması, iki ülkenin ilgili birimlerinin ulaşım ve enerji gibi alanları kapsayan önemli projelerde işbirliği gerçekleştirmesinin bir an önce sağlanması, iki taraflı işbirliği seviyesinin yükseltilerek her iki ülke halkına daha çok yarar sağlanması.

4, İki ülke arasındaki finansal işbirliğinin güçlendirilmesi. Çin ve Türkiye, müzakereyi güçlendirerek, Çin Bankası’nın Türkiye’de şubeler açmasına ve Çin Sanayi Bankası’nın Türkiye’nin Renminbi bazındaki hesaplama merkezi kurmasına destek ve kolaylık verecekler. Çin, Türk bankalarını Çin’de iş kurmaya davet ediyor. Çin, Türkiye’yle birlikte ticaret ve yatırımı kolaylaştırmak amacıyla, iki taraflı ticaret ve yatırımlarda Çin ve Türkiye paralarının daha geniş şekilde kullanılması konusunu tartışmaya hazırdır.

5, Kültürel iletişimin yoğunlaştırılması. Bu yıl, Çin ile Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin kurulmasının 45. yıldönümü nedeniyle, hem Çin’de hem Türkiye’de bazı anma ve kutlama faaliyetleri düzenlendi ve düzenlenmeye devam edecek. İki ülke arasında turizim gibi alanlardaki işbirliği de güçlendirilerek, halklar arasındaki dostluk temeli daha çok sağlamlaştırılmalıdır.

6, 2003-2006 yılları arasında İstanbul Başkonsolosluğu görevinde bulundunuz. O dönemle kıyaslarsanız Türkiye’de ne gibi değişiklikler görüyorsunuz? Bu değişiklikleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’de böyle önemli iki görevde bulunduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum ve Asya-Avrupa iki kıtada ayakta duran bu ülkeye karşı derin duygular besliyorum. Bende en derin izlenim bırakan, Türklerin konukseverliği ve kendi milletini sürekli geliştirmek için hiç yorulmadan koşan ruhlarıdır. 2003 yılında Çin Halk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu görevine yeni başladığımda, AK Parti de iktidara yeni gelmişti. Aradan geçen on yıldan fazla süre içinde, Türkiye’de siyaset, ekonomi ve kültür gibi çeşitli alanlarda göze çarpan değişiklikler meydana geldi. Günümüzdeki Türkiye artık dünyada en hızla kalkınan ekonomilerden birisi olarak, “Next Eleven” arasına girmiştir.

Türkiye hükümeti 2002 yılından bu yana bir dizi verimli siyasi reform gerçekleştirdi. 2012 yılına kadar, mevcut anayasasında 17 defa değişim yapıldı ve bu değişimlerden 7’si de AK Parti’nin iktidarda bulunduğu dönemde gerçekleştirildi. Teamül hukuku reformu, hükümetin idari kuruluşları reformu, adalet kuruluşları reformu da düzenli şekilde ilerlemektedir. Bu reformlar Türkiye’nin diğer alanlardaki kapsamlı reformları için uygun zemin oluşturmuştur. Bunların temelinde gerçekleştirilen ekonomik, ticari ile maliye gibi alanlara ilişkin reformlar sayesinde Türkiye’nin makro ekonomisinin temeli de sağlamlaştırıldı. 2003-2015 yılları arasında, Türkiye’nin gayri safi yurtiçi hasılasında her yıl ortalama olarak yüzde 4’ten fazla bir oranda yükseliş kaydedildi. Türkiye’nin ihracat hacmi 2003 yılındaki 47 milyar dolardan 2015 yılının sonundaki 143,8 milyar dolara, turizm geliri ise 2003 yılındaki 14 milyar dolardan 2015 yılındaki 31,5 milyar dolara çıktı. Türkiye Ortadoğu’da “ekonomik mucize” yarattı.

Diğer yandan istikrarlı siyasi ortam ve hızlı büyüyen ekonomi Türk halkının yaşam koşullarına büyük değişiklikler getirdi. Türkiye’nin kişi başına düşen gayri safi yurtiçi hasılası 2002 yılında 3500 dolar olurken 2010 yılında ise 10 bin doları aştı. Bu süreç on yıl bile almadı. Bunun dışında, Avrasya Tüneli, üçüncü Boğaz köprüsü, Ankara-İstanbul hızlı trenyolu, İstanbul yeni havalimanı, Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu gibi altyapı tesislerinin inşa edilmesi Türk halkının yaşamına gittikçe daha fazla kolaylık getirdi.

Üstelik Çin ve Türkiye arasındaki temasların günden günden yoğunlaşması ve iki ülke halkı arasındaki karşılıklı anlayışın da güçlenmesi bende çok derin izlenimler bıraktı. İki ülke arasında stratejik işbirliği ilişkilerinin oluşturulup derinleşmesiyle birlikte, siyaset, ekonomi, kültür ve turizm gibi çeşitli alanlardaki iletişim ve işbirliğinde sık sık parlak noktalara çıkılarak iyi bir gelişme eğilimi gösteriliyor. Gittikçe daha fazla Türk arkadaş Çin’i tanımak, Çin’de çalışmak, Çin kültürünü öğrenmek ve Çin ile ticaret yapmak istiyor. İki ülkenin üst düzey yetkililerinin yönlendirmesi, iki ülkenin çeşitli kesimlerinin aktif katılımı ve iki ülke halkının ortak çabalarıyla, Çin-Türkiye ilişkilerinin daha güzel yarınlara sahip olacağına inanıyorum.

7, Son olarak Çin ekonomisi hakkında bilgiler verir misiniz?

Çin, dünyanın ikinci büyük ekonomisidir. 2015 yılında Çin ekonomisi dünya ekonomisinin yüzde 15’sini oluştururken, küresel ekonomiye yaptığı katkı yüzde 25 düzeyine ulaşarak, küresel ekonominin en güçlü motoru olmuştur. Bu yılın ikinci çeyreğinde Çin’in gayri safi milli hasılası birinci çeyreğe paralel olarak yüzde 6.7 oranında büyüdü. Ekonominin genelinde istikrar ve hafif artış korunuyor. Ekonominin başta gelen göstergeleri öngörüldüğü gibi istikrarlı şekilde sürüyor ve Çin ekonomisinin yeni normalin altında gelişme kuralına uyuyor. Çin ekonomisinin işleme kalitesi düzelmeye devam ediyor. Bu yılın ilk yarısında gayri safi milli hasılasında birim başına düşen enerji tüketimi geçen yıla göre yüzde 5.2 düşerken, Üretici Fiyat Endeksi’nde düşüş hızı (PPI) üst üste 6 aydır daralıyor. Bu rakamlar piyasa ortamının düzelmesine ve işletmecilik gelirinin artmasına yararlı oluyor.

Oysa uluslararası ortamda halen karmaşa ve krizlerin yaşandığını net bir biçimde görüyoruz. Dünya ekonomisinin toparlanması beklenen düzeye ulaşmamış, ekonomik gidişatta belirsizlik artmış durumda. Çin ekonomisi yapısının düzeldiği ve formatının güncellendiği kritik bir dönemden geçiyor ve bu düzeltmeden dolayı acı çekmeye devam ediyor. Bu kadar zor koşullar altında yılın ilk yarısında Çin ekonomisinin “istikrarlı büyüme ve hafif artış” şeklinde sınav vermesi büyük bir başarı sayılabilir. Önümüzdeki dönemde, Çin ekonomisinin gelişmesini istikrardan hızlı büyümeye yönlendirmek için arz yönlü reform mücadelesini kararlılıkla güçlendirmeli, kamuda iş yaratmayı ilerletmeli, inovasyonu teşvik etmeli, yeni ekonomik yapısını geliştirmeli ve yeni kalkınma gücünü toplamalı.

Bu yıl Çin’in “Milli Ekonomi ve Toplumsal Kalkınmanın 13. Beş Yıllık Planı” açıklandı ve yaratıcı, eşgüdümlü, yeşil, açık ve paylaşımcı özellikler taşıyan gelişme prensibi ileri sürüldü. Çin’in kalkınma düşüncesini gösteren ve gelişme güvenini yansıtan kalkınma planı Çin’in genel gelişme tablosuyla ilgili derin reform ve ekonominin istikrarı ve uzun vadede gelişmesini sağlayan önemli garantisidir. Çin ortak refah toplumun kurulduğu hedefe sağlam adımlarla ilerliyor. Önümüzdeki 5 yılda Çin ekonomisinin yüzde 6.5’in üzerinde büyümesi bekleniyor. Tabii ki, bu hedef kolay değil, ama çaba göstereceğiz ve kendimize güveniyoruz. Önümüzdeki 5 yılda, Çin’den ithal edilen mal değerinin 10 trilyon ABD Dolarını aşması ve dış yatırım değerinin 600 milyar ABD Dolarını üzerinde olması öngörülüyor. Aynı zamanda, açık ve paylaşımlı şekilde 100’den fazla büyük projeyi hayata geçireceğiz. Çin ekonomisinin güncellenip büyümesi hem kendini yükselten bir süreç, hem de dünya için bir fırsattır. Türk girişimcileri bu fırsattan yararlanmak için Çin’e bekliyoruz.

 
Arkadaşlara tavsiyeler
       Yazdir